Edirnekapı üstüne Şiir. Dünya şiiri rock düzenlemesinde


Edirnekapı üstüne Şiir. Dünya şiiri rock düzenlemesinde


Turgut Uyar (1927-1985) "Edirnekapı üstüne Şiir". Video bir sinir ağı tarafından oluşturuldu.
Videoyu beğendiyseniz lütfen yazarı destekleyin. Çünkü her şey sizin bağışlarınıza bağlı.
Sberbank 4276160994805480

-------- Bir Şehrin Kalbinde Yaşamak: “Edirnekapı Üstüne Şiir” Üzerine Düşünsel Bir Yolculuk Turgut Uyar’ın İstanbul’u ve Hayatın Sıradan Mucizesi Bir şehri yalnızca sokakları, binaları ve tarihî yapılarıyla değil; onunla kurduğumuz duygusal bağla tanırız. İstanbul dendiğinde çoğumuzun zihninde siluetler, camiler, kalabalıklar belirir. Ama Turgut Uyar için İstanbul demek Vaiz Sokağı*, *Edirnekapı*, *tramvay zili ve *çocukluk arkadaşı Kemal*’dir. Bu şiir, yalnızca bir şehir şiiri değildir; bir yaşam biçiminin, bir duygu dünyasının ve bir insanın sıradan gibi görünen ama derinlikli hayatının aynasıdır. Şiirin başında geçen “İstanbul dediler mi benim aklıma / Vaiz sokağı gelir hemen” dizeleri, bireyin büyük bir kente dair belleğini nasıl özelleştirdiğini gösterir. Uyar, koca İstanbul’u küçücük bir sokağın içine sığdırır; çünkü insan için şehir, haritalarda değil hatıralardadır. Edirnekapı’daki bir kahve, kilisenin çan kulesinden geçen kumrular, manav, meyhane… Tüm bu detaylar, İstanbul’un gündelik hayatına ait sıradan ama bir o kadar da şiirsel kesitler sunar. Turgut Uyar’ın kaleminde şehir; romantik ya da tarihi bir arka plan değil, *yaşayan bir varlıktır*. O şehirde sevilen bir kadın vardır, iki odalı bir ev vardır, çocukların koşturması, yemek buğusu, elli kuruşluk cambaz eğlencesi vardır. Şairin gözünden bakıldığında İstanbul, ihtişamlı bir medeniyetin mirasından çok, terle kazanılan ekmeğin, birlikte yenen makarnanın, karısının bir gülüşünün yeridir. Bu şiir aynı zamanda felsefi bir söylem de taşır: *Mutluluk, büyük şeylerde değil; gündeliğin içindeki küçük anlamlarda gizlidir.* Turgut Uyar’ın yaşam sevincini anlatırken kullandığı sade dil ve canlı imgeler, gösterişli bir mutluluk yerine içten bir huzuru öne çıkarır. “Yemeğe iştahımız var” demesi, yalnızca fiziksel bir iştahı değil; yaşama, aileye, sıradan olana duyulan tutkuyu da ifade eder. Bu da bize gösterir ki, *şiirin öznesi olmak için büyük kahramanlıklar gerekmez; yaşamak yeterlidir*. Şiirin sonlarına doğru İstanbul, yalnızca bir mekân değil, şairin iç dünyasının bir izdüşümüne dönüşür. “İstanbul sereserpe önümde geceye karşı” dizesi, hem fiziksel hem duygusal bir açıklığın ifadesidir. Burada İstanbul artık bir şehir değil; bir varoluş halidir, bir yaşam sevgisidir. Bu şiir bize şunu da düşündürür: *İnsan, yaşadığı yeri anlamlandırdığı kadar oraya aittir.* Turgut Uyar’ın İstanbul’u, herkesin İstanbul’undan farklıdır çünkü o, kendi gözünden, kendi elleriyle inşa ettiği bir hayatı anlatır. Onun şiirinde Edirnekapı sadece bir semt değil; bir insanın geçmişi, dostluğu, aşkı ve umududur. Ve belki de en güzel olan şudur: Şair, hayal ettiği ferah evi, büyük radyoyu, sardunyaları henüz tam yaşamamış olabilir. Ama onlara inanarak yaşar. Çünkü şiirin dünyasında, düşler de gerçeğin bir parçasıdır. Belki de hayat, yaşadıklarımız kadar, umut ettiklerimizden de oluşur. -------- YouTube'daki müzik kanalıma abone olun, videoyu beğenin ve paylaşın. Arkadaşlarınıza ve sevdiklerinize iyi bir ruh hali verin.

Комментарии

Популярные сообщения из этого блога

Varoluşun Hışmı, Yalnızlığın Dev Aynası

Ansızın Gel

Kayıp Masumiyetin Senfonisi ve Zamanın Gölgesindeki Aşkın Metafizik Sorgusu